
Sıcaklık düştüğünde para kaybetmeyi bırakın!
Dürüst olalım: Dış sıcaklık 15°C’ye düştüğünde, verandanız adeta ıssız bir yer haline gelir.
Çoğu kişi bu sorunu büyük hava ısıtıcılarıyla çözmeye çalışır. Ancak sorun şu ki: Rüzgar, ısıyı misafirlerinize ulaşmadan önce uzaklaştırır. Aslında siz, sadece kaldırımı ısıtmak için para ödüyorsunuz.
İşte bu yüzden kısa dalga kızılötesi ısıtıcılar kullanıyoruz. Bu cihazlar, havayı ısıtmak yerine enerjiyi doğrudan misafirlerinizin ciltlerine ve kıyafetlerine yönlendirir. Bu da tıpkı ilkbahar günlerinde güneşin verdiği o rahatlatıcı hissi verir.
İşte bu his, insanların orada kalmalarını sağlayan şeydir.
Bir misafir oturduğu anda sıcaklık hissettiğinde, saatine bakmaya veya çıkışa doğru bakmaya başlamaz. Rahatlar ve bir içki daha içer. Tatlı da sipariş eder.
Ancak bu cihazları her yere yerleştiremezsiniz. Tavan yüksekliğini ve rüzgarın ne kadar şiddetli olduğunu göz önünde bulundurmalısınız. Eğer cihazları 3 metreden daha yükseğe monte ederseniz, ısının masalara ulaşmasını sağlamak için daha güçlü bir cihaza ihtiyacınız olacak.
Buradaki asıl avantaj, verandanızı “sadece yaz ayları için uygun” bir alan olmaktan çıkarıp yıl boyu para kazandırıcı bir yer haline getirmektir. Kasım ayında bile rezervasyonları reddetmek zorunda kalmazsınız. Ayrıca, ısıyı belirli bölgelere yönlendirebildiğiniz için yemek alanlarını sıcak tutarken yürüyüş yollarını serin tutabilirsiniz. Böylece misafirlere “Bu sizin rahatlık alanınız” mesajını vermiş olursunuz, tek kelime söylemenize gerek kalmaz.
Ancak bir uyarı: Bu cihazlar çok fazla elektrik tüketir. Birkaç cihazı normal bir prize takıp en iyisini ummak mümkün değildir. Eğer elektrik panonuz birkaç 2kW veya 3kW’lık cihazın yükünü kaldıramıyorsa, sigortalar kesilebilir. İnanın bana, yılın en soğuk gecesinde, misafirlerinizin en çok ihtiyaç duyduğu anda ışıkların ve ısının kesilmesini istemezsiniz. Öncelikle elektrik tesisatınızı düzeltin, böylece her şey yoluna girer.